Kayıtlar

Mart, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tarihin Başkenti Ankara - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Ankara, Türkiye'nin kalbi, tarihin derinliklerinden gelen bir miras ve modern Türkiye'nin yükselen yüzü. Bu şehir, adeta bir zaman tüneli; her köşesinde farklı bir döneme, farklı bir tarihe tanıklık ediyorsunuz. Antik kalıntılarla çağdaş yapıların, doğuyla batının, gelenekle yeniliğin harmanlandığı eşsiz bir şehir. Ankara'nın ilk yerleşimleri, Tunç Çağı'na, Hatti uygarlığına kadar uzanıyor. Hititler de MÖ 2 binli yıllarda bu bölgeye yerleşmiş ve stratejik bir nokta olarak kullanmışlar. Şehrin asıl yükselişi, Roma İmparatorluğu döneminde olmuş. İmparator Augustus, Ankara'yı fethederek büyük önem vermiş. Bugün hala ayakta olan Augustus Tapınağı, o dönemin izlerini taşıyor. Bu şehir, sadece taş yığınlarından ibaret değil, aynı zamanda canlı bir yaşanmışlık kitabı. Bizans'tan sonra Selçuklular da bu şehre ilgi duymuş, onu hem bir kale gibi korumuş hem de bir pazar yer...

Enflasyona Karşı Aile Bütçesi Planlaması - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” 2025 yılının ikinci çeyreğine adım atarken, ekonomik zorluklar hepimizi derinden etkiliyor. Artan yaşam maliyetleri, belirsiz ekonomik tablo ve sürekli değişen fiyatlar, aile bütçelerini planlamayı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Belki de 2025'i daha sağlam bir temel üzerine kurmak ve bu zorlu süreçten en verimli şekilde çıkmak için tam zamanı. Aile bütçenizi oluşturmak, maddi açıdan daha güvende bir yıl geçirmenin ve finansal endişelerinizi azaltmanın ilk ve en önemli adımı olabilir. Bütçe planlaması, sadece gelir ve giderleri dengelemekten çok daha fazlasıdır; aynı zamanda hayallerinizi şekillendirmek, değerlerinize uygun bir yaşam sürmek ve geleceğinizi sağlam temeller üzerine inşa etmek demektir. Birçok aile, bütçe oluşturma konusunda başlangıçta bazı zorluklar yaşayabilir. Ancak bu durumun üstesinden gelmek, kararlı bir tutum ve doğru yöntemlerle kesinlikle mümkündür. ...

Ekonomik Zorluklar Arasında Bir Bayram - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Ramazan Bayramı, Türk-İslam alemi için çok özel ve anlamlı bir gündür. Bu mübarek gün, sabır, paylaşma, yardımlaşma ve bir arada olma gibi güzel değerlerin en yoğun yaşandığı bir zaman dilimidir. Bayram, insanlar arasındaki dostlukları daha da kuvvetlendirir, kardeşlik duygularını pekiştirir, geçmişte yaşanan üzüntüleri unutturur ve geleceğe umutla bakmamızı sağlar. Ramazan ayı boyunca tutulan oruçlar, yapılan ibadetler ve gösterilen fedakarlıklar, bayramla birlikte yerini büyük bir sevince bırakır. Ancak bu yıl, bayramı karşılarken, toplum olarak yaşadığımız ekonomik sıkıntılar, bayram kutlamalarımıza ister istemez bir gölge düşürecek gibi görünüyor. Belki de bu sene, geçmiş bayramlardan farklı olarak daha mütevazı ve sade bir kutlama yapabiliriz. Ancak unutmayalım ki bu sadelik, belki de ruhumuzu daha derinden hissedebileceğimiz, manevi değerlere daha fazla odaklanacağımız bir kutlamaya dö...

Kadir Gecesinin Önemi ve Maneviyatın Zirveye Ulaştığı An - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Kadir Gecesi, İslam dünyası için paha biçilmez bir değere sahip, mübarek bir gecedir. Bu özel zaman dilimi, Müslümanlar için hem dini hem de manevi açıdan derin anlamlar taşır. İslam inancına göre, Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerinin indiği bu gece, bin aydan daha hayırlıdır. İslam'a göre Kadir Gecesi, Kur'an-ı Kerim'in ilk ayetlerinin Hz. Muhammed'e (s.a.v.) Cebrail aracılığıyla vahiy yoluyla indirildiği gecedir. Bu nedenle, İslam'ın en kutsal zaman dilimlerinden biri olarak kabul edilir. Bu mübarek gece, sadece dini bir öneme sahip olmakla kalmaz, aynı zamanda manevi bir yenilenme ve içsel bir arınma için de büyük bir potansiyel sunar. Kadir Suresi'nde açıkça belirtildiği gibi: "Biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi nedir, bilir misin?" Bu ayet, gecenin manevi yüceliğini ve Kur'an'ın bu mübarek dönemde indirilmeye baş...

Zorlu Finansman Koşullarında İş Dünyasının Kredi Arayışı - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Son zamanlarda şirketlerin kredi bulmakta zorlandığını hepimiz görüyoruz. Birçok işletme aynı dertten muzdarip: finansal kaynaklara erişmek adeta aşılması gereken bir engel gibi karşımıza çıkıyor. Büyümek, ayakta kalmak için hayati öneme sahip olan kredi, sanki elimizin altından kayıp gidiyor. Aslında bu durumun altında yatan pek çok sebep var. Ekonomik belirsizlikler, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, enflasyonun yükselişi ve dünya ekonomisindeki iniş çıkışlar... Bunlar, şirketlerin mali yapılarını oldukça zayıflattı. Bankaların kapısını çaldığımızda, çoğu zaman olumsuz bir yanıt alıyoruz. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler) bu durumdan çok etkileniyor. Onların büyüme hayalleri, yeni yatırımları, bu kredi sıkıntısı yüzünden adeta sekteye uğruyor. Tabii bankaların da kendi açılarından haklı sebepleri var. Risk yönetimi politikaları daha sıkı hale geldi. Geçmişte yaş...

Türkiye Ekonomisinde Sığınmacılar - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Türkiye'nin sığınmacı meselesi, gerçekten de karmaşık bir durum. Yıllardır süregelen bu süreç, hem insani hem de ekonomik boyutlarıyla derinlemesine düşünülmesi gereken bir konu. Özellikle Suriye'deki iç savaşın yarattığı yıkım, milyonlarca insanı evlerinden etti ve Türkiye, bu insanlara kucak açtı. Bu, hiç kuşkusuz büyük bir fedakarlık ve insanlık örneği. Şüphesiz, bu durumun ekonomik yansımaları da göz ardı edilemez. Sığınmacıların sosyal hizmetlere olan gereksinimi, devletin bütçesi üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Eğitim, sağlık, barınma gibi temel ihtiyaçların karşılanması, her yıl hatırı sayılır miktarda kaynak ayrılmasını zorunlu kılıyor. Zaten ekonomik olarak zorlanan bir ülke için bu, hiç de kolay değil. Ancak, bu durumu sadece bir para meselesi olarak görmemek lazım. Bu, aynı zamanda eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlerin kalitesinin düşmesi gibi sorunları da berabe...

Türkiye Ekonomisinde Dolar, Altın ve Borsada Şok Dalgaları - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Dün, Türkiye siyasetinde adeta bir fırtına koptu. Bu fırtına, sadece siyasi arenayı değil, hepimizin cebini, mutfağını, geleceğini etkileyen ekonomik dengeleri de alt üst etti. İnsanlar tedirgin, ne olacağını kestiremiyor. Piyasalar allak bullak, yatırımcılar diken üstünde. Siyaset, aslında hepimizin hayatını doğrudan etkileyen bir alan. Siyasi kararlar, ekonomiden sağlığa, eğitimden dış ilişkilere kadar her şeyi belirliyor. Dün yaşananlar da bunun bir örneği. Siyasi belirsizlik, güvensizlik ortamı yaratıyor. İnsanlar, yarın ne olacağını bilemedikleri için harcamalarını kısıyor, yatırımlarını erteliyor. Bu da ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Şimdi, birçok yatırımcı ve ekonomi uzmanı diyor ki, dün yaşanan bu olaylar var ya, Türkiye ekonomisini bayağı sarsabilir, hem de uzun yıllar boyunca. Hani şu doların fırlaması, altının yükselmesi, borsanın düşmesi gibi şeyler, bunlar sadece piyasanın tep...

Yerli Üretimle Geleceğe Yatırım - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Yerli ve milli ekonomi lafı, memleketin gündeminde boyuna dolanır durur. Ama bu laf, sadece "yerli malı" demek değil. Asıl mesele, memleketin kendi ayakları üstünde durması, elin memleketine muhtaç olmaması, geleceğe güvenle bakmasıdır. Hani hep deriz ya, "Kendi kendimize yetelim, temel ihtiyaçlarımızı kendimiz yapalım" diye. Doğru, çok doğru. Ama işin aslı sadece karnımızı doyurmakla bitmiyor. Daha derin bir dert var ortada: Bağımlılık. Şu dışarıdan aldığımız teknolojik aletler, fabrikalarda kullandığımız o özel malzemeler var ya, işte onlara olan bağımlılığımızdan kurtulmamız lazım. Düşünün, bir telefon almak için, bir araba yapmak için, hatta belki de bir ilaç yapmak için başka memleketlere el açıyoruz. Bu, sadece para pul meselesi değil. Bu, bizim özgürlüğümüzü kısıtlayan bir durum. Kendi teknolojimizi yapamazsak, kendi sanayimizi geliştiremezsek, hep başkalarının...

18 Mart Çanakkale Zaferiyle Tarihin Akışını Değiştiren Diriliş - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Türk milletinin tarihinde, bağımsızlık mücadelesinin ve özgürlük arzusunun simgesi olan birçok önemli an vardır. Ancak 18 Mart Çanakkale Zaferi, bu anların belki de en büyüğüdür. Çanakkale, sadece Türk askerinin kahramanlıkla yazdığı bir destan değil, aynı zamanda dünya tarihinin de seyrini değiştiren bir zaferdir. 1915 yılında, Türk milletinin kararlılığı, azmi ve vatan sevgisi, Çanakkale’deki zorlu savaşta zaferle taçlanmış, düşmanlara adeta "geçit yok" demiştir. Birinci Dünya Savaşı'nın o çetin yıllarında, o koca imparatorluklar Osmanlı'yı gözlerine kestirmişti. Niyetleri belliydi; onu haritadan silmek, topraklarını da kendi aralarında paylaşmaktı. İngiltere'si, Fransa'sı, hepsi bir olmuş, Çanakkale Boğazı'ndan geçip İstanbul'a ulaşmayı, Osmanlı'yı dize getirmeyi ve Rusya'ya da yardım göndermeyi planlamışlardı. Ama unuttukları bir şey vardı; T...

Lozan'ın Gölgesinde İşgal Edilen Adalarımız- Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Birinci Balkan Savaşı, Osmanlı Devleti için tam bir felaket oldu. Alınan ağır darbe devleti resmen sarstı. Herkes kara kara ne yapacağını düşünüyordu. Tam o sıralarda, İtalya ile Uşi Antlaşması imzalanmak zorunda kalındı. Hatırlanacağı üzere, o antlaşmayla 12 Ada geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştı. Ancak işler hiç de umulduğu gibi gitmedi. Birinci Dünya Savaşı patlak verince, o geçici durum kalıcı hale geldi. İtalya, adaları bir daha geri vermedi. Yetmezmiş gibi, Yunanistan da bu zor durumdan faydalanmak için fırsat kolluyordu. Donanmanın zayıflığını görünce, Ege'deki birçok ada, özellikle de Girit ve Midilli, birer birer ele geçirildi. Resmen eller kollar bağlanmıştı. Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılan Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması'nı takiben 10 Ağustos 1920'de Sevr Barış Antlaşması'nı imzaladı. Rıza Tevfik, Damat Ferid Paşa, Hadi Paşa ve Reşid...