Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Adın ve Bir Kimliğin Sivil Destanı: Batı Trakya Türkleri - Mehmet Kuşcu

Resim
“ Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Bazı tarihler vardır ki, çok daha fazlasını anlatır, bir toplumun hafızasına derin izlerle kazınır. 28 ve 29 Ocak, Batı Trakya Türkleri için tam olarak böyle günlerdir. Bu iki tarih, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türk azınlığın; kendi kimliğini, öz adını ve en temel insani haklarını koruma iradesini tüm dünyaya haykırdığı o büyük dönüm noktasını simgeler. O günlerde söz ağırlık kazanmış, bazen en derin sessizlikler bile büyük bir anlam taşımış ve dayanışma ruhu ete kemiğe bürünerek görünür hale gelmiştir. Bu özel günler, sadece geçmişte yaşanıp bitmiş bir süreci anmak değildir. Aksine; adalete olan inancın, kimliğine sahip çıkma kararlılığının ve en önemlisi insan onuruna dair o evrensel duruşun bir ifadesidir. Batı Trakya, asırlar boyu farklı kültürlerin omuz omuza verdiği, bir arada nefes aldığı bir coğrafya oldu. Burada yaşayan Türk toplumu, Lozan Antlaşması’yla bi...

Tarım ve Gıdanın Yeni Yüzü: Ekonomiye Direnen Tek Sektör - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Ekonomik dalgalanmaların, döviz hareketlerinin ve küresel rekabetin hüküm sürdüğü bir ortamda, girişimciler için en hayati soru, geleceğin güvenli limanlarını nerede bulacaklarıdır. Türkiye’nin ekonomik dokusunu incelediğimizde, bazı sektörlerin parlayıp söndüğüne şahit oluyoruz. Ancak öyle bir alan var ki, her şartta kendine bir yol çizip ilerlemeyi başarıyor: Tarım ve gıda üretimi. Özellikle Agri-Tech'in (Tarım Teknolojileri) ilerlemesiyle sektör; yatırımcıya yalnızca kar sağlamakla kalmıyor , aynı zamanda önemli bir toplumsal fayda yaratma gücü de sunuyor. Gıda, insanlık var olduğundan bu yana tüm toplumların en temel ihtiyacı oldu. Ekonomi ne yöne giderse gitsin, ticaret canlansın veya yavaşlasın; sofraya konulan ürünün değeri ve önemi hep sabit kalıyor. Bu durum (gıda ihtiyacının değişmemesi) nedeniyle tarım, sadece bir ekonomik faaliyet olmanın ötesine geçiyor; stratejik b...

Gülerken Taşınan Yükler: Biraz Daha İyi Rol Yapmak - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Hayata uzaktan bakıldığında, her şeyin bir düzen içinde aktığı izlenimi oluşur. Sabahlar gelir, akşamlar biter, insanlar yollarına devam eder. Sokaklarda yürüyen yüzler birbirine benzer, sohbetler tanıdık cümlelerle ilerler. Oysa bu görüntünün ardında bambaşka hikâyeler vardır. Her insanın içinde taşıdığı bir yük, sakladığı bir kırgınlık, sessizce sürdürdüğü bir mücadele bulunur. Hayat, çoğu zaman bunu dışarıdan fark etmeye izin vermez. İnsanlar güçlü görünmeyi öğrenir. Bu öğrenme bir tercihten çok, zamanla edinilen bir alışkanlık gibidir. Kimseye yük olmamak, kimseyi zor durumda bırakmamak, çevreyi endişelendirmemek için yüzlere bir maske yerleşir. Bu maske çoğu zaman bir gülümseme şeklini alır. Gülümseme, karşı tarafı rahatlatan, ortamı yumuşatan, konuşmayı kısa tutan bir anahtar gibi kullanılır. Her şey yolundaymış izlenimi verir. Oysa içeride olup bitenler çoğu zaman bambaşkadır. H...

Ankara Savaşı 1402: Tarihin Akışını Değiştiren Büyük Karşılaşma - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Tarihin akışı içinde, kimi zaman öyle kritik anlar yaşanır ki, bunlar devletlerin yönünü, milletlerin kaderini ve koca coğrafyaların çehresini kökten değiştirir. İşte bu görkemli hesaplaşmalar yumağında, Ankara Savaşı’nın yeri apayrıdır. Zira o gün, savaş meydanında karşı karşıya gelenler yalnızca iki kudretli hükümdarın orduları değildi. Aynı zamanda, titizlikle hazırlanmış stratejiler, kimsenin beklemediği ittifaklar, incelikli siyasi denge oyunları ve tüm bunların ötesinde, insan iradesinin ta kendisi çarpışıyordu. Bu savaş, yalnızca bir zafer ya da hezimetin öyküsü değil, aynı zamanda geçmişten günümüze pek çok değerli ders bırakan, üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken gerçek bir tarih laboratuvarıdır. Ankara Savaşı’nın her satırını incelerken, o dönemin dinamiklerini ve insanlığın ortak tecrübesini daha iyi anlama fırsatı buluruz. 1402 yılının yakıcı yaz günlerini göster...

Minimal Tüketim, Maksimal Etki: Daha Az Plastik, Pratik Yollar - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Hayatın telaşı içinde çoğu zaman fark etmeden tüketiyoruz. Bir bardak kahve alıyoruz, yanında verilen plastik kapak elimize tutuşturuluyor. Marketten birkaç parça alışveriş yapıyoruz, kasada hemen bir poşete uzanılıyor. Evde musluğun yanına koyduğumuz sünger, banyodaki şampuan şişesi, ofisteki su şişesi… Hepsi sıradan birer eşya gibi görünse de bir süre sonra toplandığında koca bir dağa dönüşüyor. Aslında mesele yalnızca çevresel sonuçlar sunmuyor; geleceğin yaşam kalitesini, hatta bugün soluduğumuz havayı bile etkiliyor. Tek kullanımlık ürünlerin cazibesi, uzun zamandır hayatımızın ayrılmaz bir parçası. İlk bakışta pratik, hızlı ve masrafsız görünüyorlar. Ne var ki, bu kolaylığın ciddi bir bedeli var. Bu bedel, zamanla okyanuslara, toprağa ve hatta vücudumuza kadar yayılan mikroplastiklerdir . Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, bu mikro boyuttaki parçacıkların besin zinciri...

Gizli Hesaplaşma: Bir Vatandaşın Yaşama Tutunma Ekonomisi - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Herhangi bir ülkede yaşayan sıradan bir vatandaşın hayatı, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında gerçekten de oldukça sade görünür. Sabah evden çıkılır, akşam geri dönülür ve günler kendi doğal akışı içinde ilerler. Ancak bu sadeliğin hemen altında, insanın ruhunu hem olgunlaştıran hem de derinden yoran sayısız mücadele yatar. İşte bu mücadelelerin en sessiz fakat en etkili parçalarından biri de ekonomidir . Bir vatandaşın cüzdanında taşıdığı birkaç banknot, market kasasında uzattığı kredi kartı ya da ay sonunu düşünürken içinden geçirdiği endişeli cümleler ; aslında büyük bir hayat hikayesinin satır aralarını oluşturur. Çünkü ekonomik yolculuk , yalnızca rakamlarla ifade edilen teknik bir süreç değildir . Bu, insanın tüm ruh halini , güven duygusunu ve hatta yaşam sevincini derinden etkileyen, son derece güçlü ve kişisel bir serüvendir. Bir ülkede yaşayan herhangi bir birey için,...

Aynanın Sembolik Dili: Gül Kadar Zarif, Bakış Kadar Derin Anlam - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Osmanlı Devleti’nin o vakur ve incelikli ikliminde, sevda sözcüklerin omuzlarına yüklenemeyecek kadar ağır, doğrudan söylenmeyecek kadar kıymetli kabul edilirdi. Bir erkeğin sevdiği kadına verebileceği en derin manalı armağanların başında ayna gelirdi. Günümüzde sıradan bir eşya halini alan bu armağan, o devirlerde bir gül kadar narin, bir bakış kadar derin manalar taşırdı. Sureti gösteren bir vasıta olmanın ötesinde; sevginin, zarafetin ve hürmetin timsali sayılırdı. Bir erkek, gönül verdiği kadına bu hediyeyi takdim ettiğinde aslında şunu fısıldardı: “Sana senden daha güzel bir hediye bulamadım.” Bu cümle, kalbin en derininden süzülüp gelen bir övgü, kadına duyulan hayranlığın sessiz ve asil çığlığıydı. Osmanlı insanı, duygularını şatafatlı kelimeler yerine sembollerle anlatmayı yeğlerdi. Bir bakış, bir tavır yahut ufacık bir hatıra dahi içinde koca bir destan saklardı. Bahsi geçen bu ...

Yazdım Olmadı, Sustum Hiç Olmadı: Kendi Sesimi Ararken - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Bazı cümleler vardır ki, insanın içinden bir anda, anlık bir tepkiyle çıkmaz. Onlar, yıllar boyunca ruhun dehlizlerinde birikir, olgunlaşır, derinleşir ... Ve sonra bir gün, tıpkı ağır bir nefes gibi, sessizce kendini dışarı bırakır. “Yazdım olmadı, sustum hiç olmadı” da işte tam olarak böyle bir cümledir. Bu ifade, sanki insanın yaşamındaki tüm kırılmaların , içindeki bütün sözsüzlüklerin ve dile dökülmekten vazgeçilenlerin ortak özeti gibidir. O, kağıda düşen derin bir iç çekişten farksızdır. Kalbin taşıdığı o büyük yükü bir anlığına hafifleten , ama ne yazık ki tam olarak boşaltamayan o ince, sızılı histir. Yazmak bazen kurtuluş sanılır. Kaleme sarılıp içinden geçenleri dökünce rahatlayacağını umarsın. Cümlelerin seni iyileştireceğine, duygularına düzen vereceğine inanırsın. Fakat insan, her zaman kendini kelimelere emanet edemez. Yazarken anladığını sanırsın; oysa duygu başka ...

Türkiye'nin En Derin Meselesi: Genç Beyin Göçü Analizi - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Son yıllarda ülkenin en çok konuştuğu meselelerinden biri, hatta belki en derini, gençlerin yurtdışına yönelen umut arayışı. Bu gidiş öyle sesli, öyle gösterişli bir göç değil. Aksine yavaş yavaş ilerleyen, sessiz ama etkisi çok güçlü bir dalga. Sanki toplumun damarlarındaki genç kan, başka coğrafyalara doğru akıyor. Bu durum sadece rakamlara yansıyan bir tablo değil; her bir gencin hikayesi, bir annenin sessiz gözyaşı, bir babanın içten içe yaşadığı kaygı, bir arkadaşın boşalan sandalyesi… Bugün gençler neden gidiyor sorusu, aslında hepimize kendimizi de sorgulatan bir soru. Çünkü giden sadece genç değil; giden aynı zamanda bir ülkenin geleceği, enerjisi, hayal gücü ve dinamizmi. Üstelik bu göç, savaşla, afetle veya zorunlu sebeplerle açıklanan türden değil. Tam tersine, insanların kendi hayat tercihlerinden doğan, daha iyi bir gelecek beklentisiyle şekillenen bir yöneliş. Peki gençleri...