3 Mayıs Türkçülük Günü: Milli Bilinci Yeniden Canlandırmak - Mehmet Kuşcu

“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.”

Bir milletin kimliği, sadece kanla, soyla açıklanamayacak kadar derin; ama köksüz de olamayacak kadar güçlü bir olgudur. Türkçülük, Osmanlı İmparatorluğu'nun son demlerinde, devletin dört bir yandan çözülmeye başladığı o zorlu yıllarda ortaya çıktı. Sadece kuru bir fikir değildi; resmen bir milletin yeniden doğuş çabasıydı. Bu anlayış, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel taşlarından biri oldu ve özellikle Atatürk'ün önderliğinde milli bir devletin kurulmasında kilit bir rol oynadı.

Mustafa Kemal Atatürk'ün o meşhur sözü var ya, 'Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, hislerimin babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tir' der. İşte bu söz, Türkçülüğün hem duygusal hem de düşünsel temelini ne güzel anlatır. Atatürk'ün milliyetçiliği, asla ırkçılıkla karıştırılmamalı. Tam tersine, birleştirici ve bütünleştirici bir anlayış üzerine kurulmuştur.1924 Anayasası'nın 88. maddesinde yer alan millet tanımı da bunu net bir biçimde ortaya koyar: Din, ırk ayrımı yapılmaksızın, dili, kültürü ve siyasi birliği esas alan bir millet tanımı...

Ne var ki bugün, Türklükle kavgalı, Türk kimliğini inkâr eden, Türk milletini sadece bir etnik kategori gibi göstermeye çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Türklüğü küçümsemekle övünen, “Türk olmaktan kurtulduk” diyebilen kişilerin bu ülkeyi hangi vicdanla yönetmeye çalıştığını sorgulamamak mümkün değil. Cumhuriyet’i kuran irade, Türk milletine dayanıyordu. Bugün ise bu iradeyi yok sayanlara karşı, yeniden bir dirilişin zamanı gelmiştir.

Atatürk, sadece bir asker ya da bir devlet adamı değil; aynı zamanda Türkçülüğün en büyük temsilcisidir. Onun mücadelesi, sadece bir vatan toprağını kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda millet bilincini inşa etmiştir. Atatürk’ün “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözü, etnik kimliğe değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak idealine, ortak geleceğine işaret eder. Bu yüzden Türkçülük, bir bölme değil, birleştirme mücadelesidir. Ve biz bu mücadelenin neferleri olmaktan onur duyarız.

Bugün gelinen noktada, kimliksiz ve kişiliksiz nesiller yetiştirmek, bir milletin kendi elleriyle kendini yok etmesidir. Geleceğe güvenle bakmak istiyorsak, önce çocuklarımıza “Türküm” demenin onurunu aşılamalıyız. Tarihini bilmeyen, kültürünü tanımayan bir nesil; ne bu ülkeye sahip çıkabilir ne de bağımsız yaşayabilir. Bu yüzden ideolojik körlüklerden sıyrılarak, milli şuurla donanmış bireyler yetiştirmek, artık bir tercih değil; bir mecburiyettir.

Türkçülük; yalnızca bir ırkın üstünlüğünü savunmak değil, aksine milletin refahını, birliğini, kültürünü, dilini, tarihini ve geleceğini koruma çabasıdır. Türkçülük, bilimde, sanatta, eğitimde, üretimde en ileri olmak; her alanda örnek bir millet yaratmak demektir. Bu fikir, bizi bölmez, aksine güçlü bir ortak paydada birleştirir.

Bu özel gün, yalnızca bir anma olmaktan öte bir uyanıştır. Aslında bir avuç insanın değil, Türk milletinin ruhunu yansıtan bir tavrın ifadesidir. O gün başlayan direniş, bugün de Türklüğe karşı sistemli saldırılar karşısında bizim yol haritamız olmalıdır. Çünkü bu mücadele, yalnızca geçmişte kalmış bir hatıradan ibaret değil; bugün hâlâ diri olan bir bilincin, bir varoluş mücadelesinin adıdır.

Bugün, 3 Mayıs vesilesiyle bir kez daha haykırıyoruz: Bizler, zor günlerde “Büyük Türk Milleti”ne sığınanlardan değil; her daim “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyenlerdeniz. Kimliğimizle, tarihimizle, kültürümüzle gurur duyuyoruz. Bu memleketin her karış toprağında Türk’ün izi vardır. O izleri silmeye çalışanlara karşı, her alanda mücadele vermek boynumuzun borcudur.

Cumhuriyet’e, Türklüğe, Atatürk’e sahip çıkmak; artık bir siyasi tercih değil, var olmanın tek yoludur. Biz, bu ülkenin “Türklüğün Sigortası” olmaktan gurur duyuyoruz. Milletimizin kaderiyle oynayanlara karşı, yeniden milli bir diriliş ruhuyla ayağa kalkmak zorundayız.

Ve unutmayalım: Türkçülük, yalnızca geçmişin hatırası değil; geleceğin teminatıdır.

3 Mayıs Türkçülük Günü kutlu olsun!

Saygılarımla,

Mehmet KUŞCU

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mehmet Kuşcu Kimdir?

Kalbinde Işık Taşıyan Çocuk - Mehmet Kuşcu

10 Kasım: Saat Dokuzu Beş Geçe - Mehmet Kuşcu