Kayıtlar

Betonun Altında Uyuyan Hafıza: Ankara’nın Bağları - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Ankara’nın bugünkü çehresi denince zihnimizde ilk beliren görüntü; birbirini dik kesen geniş bulvarlar ve gökyüzüne uzanan o soğuk, gri beton bloklar oluyor. Oysa bu kentin derinliklerinde, bugün koca binaların altında sessizce uyuyan, asma yapraklarının gölgesinde serinleyen bambaşka bir Ankara saklı. Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1940’lara kadar uzanan o dönemde Ankara, sadece gri bir idari merkez değil; her sokağı, her tepesi üzümle yoğrulmuş gerçek bir "bağ kenti"ydi. Şehrin bu bağlarla kurduğu kadim bağ aslında o kadar eskiye dayanır ki; meşhur seyyahımız Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde kenti anlatırken şu zarif notu düşer: “Üzümü çok olduğundan adına Engürü demişlerdir.” Yani Ankara, bir zamanlar adını bile o salkım salkım meyvesinden alan, kimliğini ve ruhunu bağlarıyla tanımlayan bir şehir olarak tarihin hafızasına kazınmıştır. Bugün artık sadece birer semt adı olara...

Bir Devrimin Ardından: İran, Umut, Gerçeklik ve Bugün - Mehmet Kuşcu

Resim
“Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” 11 Şubat 1979, o coğrafyanın tarihine yalnızca bir iktidar değişimi olarak geçmedi. O gün, uzun yıllar biriken toplumsal bir huzursuzluk, adalet arayışı ve kimlik talebi güçlü bir dalgaya dönüştü. Yaşanan büyük değişim, yalnızca eski yönetimi sona erdiren bir hareket olarak okunamaz; aynı zamanda bir halkın kendi kaderine yön verme isteğinin ifadesiydi. Aradan geçen on yıllar ise bize şu soruyu sorduruyor: Bir devrim, zaman içinde halkıyla ilişkisini nasıl korur? Devrimden önceki sürece bakıldığında, çelişkilerle dolu bir toplum manzarası görülür. Bir yanda dış dünyayla güçlü ilişkiler kurmuş, hızlı bir modernleşme sürecine sokulmuş bir yapı; diğer yanda bu dönüşümün dışında kalan geniş halk kesimleri… Kaynaklarla büyüyen ekonomi, toplumun her kesimine aynı ölçüde yansımıyordu. Büyük şehirlerde vitrinler parlarken, taşrada ve alt sınıflarda adaletsizlik duygusu giderek derinleşiyordu. Es...

Bir Adın ve Bir Kimliğin Sivil Destanı: Batı Trakya Türkleri - Mehmet Kuşcu

Resim
“ Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Bazı tarihler vardır ki, çok daha fazlasını anlatır, bir toplumun hafızasına derin izlerle kazınır. 28 ve 29 Ocak, Batı Trakya Türkleri için tam olarak böyle günlerdir. Bu iki tarih, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde yaşayan Türk azınlığın; kendi kimliğini, öz adını ve en temel insani haklarını koruma iradesini tüm dünyaya haykırdığı o büyük dönüm noktasını simgeler. O günlerde söz ağırlık kazanmış, bazen en derin sessizlikler bile büyük bir anlam taşımış ve dayanışma ruhu ete kemiğe bürünerek görünür hale gelmiştir. Bu özel günler, sadece geçmişte yaşanıp bitmiş bir süreci anmak değildir. Aksine; adalete olan inancın, kimliğine sahip çıkma kararlılığının ve en önemlisi insan onuruna dair o evrensel duruşun bir ifadesidir. Batı Trakya, asırlar boyu farklı kültürlerin omuz omuza verdiği, bir arada nefes aldığı bir coğrafya oldu. Burada yaşayan Türk toplumu, Lozan Antlaşması’yla bi...

Tarım ve Gıdanın Yeni Yüzü: Ekonomiye Direnen Tek Sektör - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Ekonomik dalgalanmaların, döviz hareketlerinin ve küresel rekabetin hüküm sürdüğü bir ortamda, girişimciler için en hayati soru, geleceğin güvenli limanlarını nerede bulacaklarıdır. Türkiye’nin ekonomik dokusunu incelediğimizde, bazı sektörlerin parlayıp söndüğüne şahit oluyoruz. Ancak öyle bir alan var ki, her şartta kendine bir yol çizip ilerlemeyi başarıyor: Tarım ve gıda üretimi. Özellikle Agri-Tech'in (Tarım Teknolojileri) ilerlemesiyle sektör; yatırımcıya yalnızca kar sağlamakla kalmıyor , aynı zamanda önemli bir toplumsal fayda yaratma gücü de sunuyor. Gıda, insanlık var olduğundan bu yana tüm toplumların en temel ihtiyacı oldu. Ekonomi ne yöne giderse gitsin, ticaret canlansın veya yavaşlasın; sofraya konulan ürünün değeri ve önemi hep sabit kalıyor. Bu durum (gıda ihtiyacının değişmemesi) nedeniyle tarım, sadece bir ekonomik faaliyet olmanın ötesine geçiyor; stratejik b...

Gülerken Taşınan Yükler: Biraz Daha İyi Rol Yapmak - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Hayata uzaktan bakıldığında, her şeyin bir düzen içinde aktığı izlenimi oluşur. Sabahlar gelir, akşamlar biter, insanlar yollarına devam eder. Sokaklarda yürüyen yüzler birbirine benzer, sohbetler tanıdık cümlelerle ilerler. Oysa bu görüntünün ardında bambaşka hikâyeler vardır. Her insanın içinde taşıdığı bir yük, sakladığı bir kırgınlık, sessizce sürdürdüğü bir mücadele bulunur. Hayat, çoğu zaman bunu dışarıdan fark etmeye izin vermez. İnsanlar güçlü görünmeyi öğrenir. Bu öğrenme bir tercihten çok, zamanla edinilen bir alışkanlık gibidir. Kimseye yük olmamak, kimseyi zor durumda bırakmamak, çevreyi endişelendirmemek için yüzlere bir maske yerleşir. Bu maske çoğu zaman bir gülümseme şeklini alır. Gülümseme, karşı tarafı rahatlatan, ortamı yumuşatan, konuşmayı kısa tutan bir anahtar gibi kullanılır. Her şey yolundaymış izlenimi verir. Oysa içeride olup bitenler çoğu zaman bambaşkadır. H...

Ankara Savaşı 1402: Tarihin Akışını Değiştiren Büyük Karşılaşma - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Tarihin akışı içinde, kimi zaman öyle kritik anlar yaşanır ki, bunlar devletlerin yönünü, milletlerin kaderini ve koca coğrafyaların çehresini kökten değiştirir. İşte bu görkemli hesaplaşmalar yumağında, Ankara Savaşı’nın yeri apayrıdır. Zira o gün, savaş meydanında karşı karşıya gelenler yalnızca iki kudretli hükümdarın orduları değildi. Aynı zamanda, titizlikle hazırlanmış stratejiler, kimsenin beklemediği ittifaklar, incelikli siyasi denge oyunları ve tüm bunların ötesinde, insan iradesinin ta kendisi çarpışıyordu. Bu savaş, yalnızca bir zafer ya da hezimetin öyküsü değil, aynı zamanda geçmişten günümüze pek çok değerli ders bırakan, üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken gerçek bir tarih laboratuvarıdır. Ankara Savaşı’nın her satırını incelerken, o dönemin dinamiklerini ve insanlığın ortak tecrübesini daha iyi anlama fırsatı buluruz. 1402 yılının yakıcı yaz günlerini göster...

Minimal Tüketim, Maksimal Etki: Daha Az Plastik, Pratik Yollar - Mehmet Kuşcu

Resim
  “Mehmet Kuşcu’nun değerlendirmesi, bu yazının içerik analizine yeni bir bakış açısı getiriyor.” Hayatın telaşı içinde çoğu zaman fark etmeden tüketiyoruz. Bir bardak kahve alıyoruz, yanında verilen plastik kapak elimize tutuşturuluyor. Marketten birkaç parça alışveriş yapıyoruz, kasada hemen bir poşete uzanılıyor. Evde musluğun yanına koyduğumuz sünger, banyodaki şampuan şişesi, ofisteki su şişesi… Hepsi sıradan birer eşya gibi görünse de bir süre sonra toplandığında koca bir dağa dönüşüyor. Aslında mesele yalnızca çevresel sonuçlar sunmuyor; geleceğin yaşam kalitesini, hatta bugün soluduğumuz havayı bile etkiliyor. Tek kullanımlık ürünlerin cazibesi, uzun zamandır hayatımızın ayrılmaz bir parçası. İlk bakışta pratik, hızlı ve masrafsız görünüyorlar. Ne var ki, bu kolaylığın ciddi bir bedeli var. Bu bedel, zamanla okyanuslara, toprağa ve hatta vücudumuza kadar yayılan mikroplastiklerdir . Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, bu mikro boyuttaki parçacıkların besin zinciri...